İngiltere’nin Preston kentinde eski bir tramvay vagonundan fırında patates satan SpudBros, sosyal medyanın gastronomi üzerindeki etkisinin en çarpıcı örneklerinden biri oldu.
Instagram’da bir milyondan fazla takipçiye ulaşan işletmenin kurucularından Jacob Nelson, yoğun günlerde kuyrukta 2 bin kişinin bulunduğunu, bazı müşterilerin kamp kurarak bir patates için neredeyse 24 saat beklediğini anlatıyor.
İşletme ise müşterilere bu kadar uzun süre beklemelerini tavsiye etmediğini özellikle belirtiyor. SpudBros’un sosyal medyada başlayan yükselişi, kurucularını zaman içinde restoran işletmeciliğinin yanı sıra içerik üreticilerine de dönüştürdü.

50 dürüm beklerken 400 sattılar
Benzer bir hikâye Londra’da yaşandı. Mayfair’de tavuklu Sezar salatalı dürüm satan CZER, açılmadan önce kuruluş sürecini sosyal medyada paylaşmaya başladı.
İşletme ilk aşamada günde yaklaşık 50 dürüm satmayı planlıyordu. Mayıs 2026’daki açılışın ardından sosyal medya içerikleri ve influencerların etkisiyle günlük satış kısa sürede 400’e çıktı.
Üç ay boyunca haftanın yedi günü devam eden kuyruklar sonucunda şirket tam zamanlı bir kuyruk yöneticisi işe aldı. Talebi kontrol edebilmek için daha sonra QR kodla çalışan sanal sıra sistemi kuruldu. CZER, ağustos ayında Soho’da ikinci noktasını açarken çalışan sayısını da 40’a çıkardı.

Kuyruk artık deneyimin bir parçası
Avustralya merkezli frozen yoğurt zinciri Yo-Chi’nin Londra’daki yeni mağazasında ise kuyruk bilinçli biçimde müşteri deneyiminin parçasına dönüştürülüyor.
İşletme yoğun günlerde sırayı yöneten ayrı çalışanlar görevlendiriyor; bekleyen müşteriler için oyunlar düzenleniyor. Cuma ve cumartesi günleri DJ ve disko topunun da devreye girdiği mağazada sosyal medyada başlayan ilginin fiziksel bir etkinliğe dönüştürülmesi amaçlanıyor.
Viral olmak her zaman iyi haber değil
Ancak uzun kuyruklar işletmeler açısından yalnızca başarı anlamına gelmiyor. Londra’daki August Bakery, Instagram’da yüz binlerce takipçisi bulunan içerik üreticilerinin olumlu paylaşımından sonra sürekli kuyruklarla karşılaştı.
Yoğunluk çalışanların üzerindeki baskıyı artırırken fiziksel olarak uzun süre ayakta duramayan müşterilerin mekâna erişimini de zorlaştırdı. Yaz aylarındaki sıcak hava dalgalarında kuyrukta beklerken fenalaşan müşteriler dahi oldu.
Tunus mutfağı sunan Oula’nın kurucusu Boutheina B Salem ise viral içeriklerin farklı mutfakları birkaç saniyelik görüntülere indirgeme tehlikesine dikkat çekiyor. Müşterilerin sosyal medyada gördükleri ürünü aynen beklemesi, restoranların değişken ve özgün mutfak anlayışıyla da çatışabiliyor.
Sosyal medya böylece gastronomide yalnızca ne yenileceğini değil, nerede ve ne kadar süre bekleneceğini de belirleyen bir güce dönüşüyor. Restoranlar açısından yeni soru ise giderek daha görünür hale geliyor: İnsanlar yemeğin iyi olduğunu düşündükleri için mi sıraya giriyor, yoksa önünde zaten bir kuyruk olduğu için mi?
Kaynak: The Guardian, 10 Eylül 2026.
